| Yazı İçerik |
|---|
| Kübizm Nedir |
| Resimde Kübizm |
| Kübist Ressamlar |
KÜBİZM;
Kübizm, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Kübizm'de nesneler parçalanıp, ayrıştırılır ve tekrar düzenlenir. Sanatçı objeyi tek noktadan bakarak resmetmek yerine, pek çok noktadan bakarak objeyi daha geniş bir baglamda gözler önüne serer. Genelde yüzeyler, hiçbir tutarlı derinlik duygusu gözetmeden, görünüşte rastgele köşelerde kesişir. Arka fon ve figür, kübizmin karakteristik özelliklerinden olan belirsiz, sığ alanı yaratabilmek için birbirinin içine işlemiş olarak yer alır. Kübizm, Pablo Picasso ve Georges Braque tarafından 1907 yılında başlatılmıştır. Picasso ve Braque, fovistlerden(fovizm), Afrika heykelinden, ressam Paul Cezanne ve Georges Seurat’tan etkilenmiştir. Kübizm, 1910 yıllarında iyice yaygınlaşmıştır. Pablo Ruiz Picasso'nun paha biçilemeyen tablosu;                                                       Genç Kız ve Sandalye
Kübizm Nedir ?Â
Kübizm, XX. yüz yılın başında ortaya çıkan ve daha çok resim alanında kendini gösteren, sonradan öteki sanat dallaÂrına da etki yapan, konunun sadece görünen tarafını deÄŸil, görünmeyen taraflarını da göstermeye çalışan bir akımdır.1910 yılında kendini göstermeye çalışan kübizm, dört yıl kadar bir ömür sürdükten sonra 1914'de deÄŸerini kaybetmiÅŸÂtir. Aslında akım realitesine aykırı düşen ve her ÅŸeyi geometrik ÅŸekil içinde görmeye çalışan kübizm, 1913 yılından itibaren edeÂbiyat alanına da geçmiÅŸtir.  Empresyonizme bir tepki olarak meydana gelen kübizm edebiyata Guillaume Apollinaire 'in gayretiyle girmiÅŸtir. BunÂdan sonra Andre Salmon, Pierre Reverdy , Jean Cocteau, Blaise Cendrars, Mak Jacob gibi ÅŸairler, kübizmi edebiyatta kökleÅŸÂtirmeye ve geliÅŸtirmeye çalışmışlardır. Fakat bütün gayretlere raÄŸmen kübizmin ömrü uzun olmamıştır.Kübizm, hemen her memlekette zaman zaman denenmiÅŸÂtir. Kendi memleketimizde bile Birinci Dünya Savaşı'ndan sonÂra, özellikle resim alanında kübizme baÄŸlı çabalar görülmüşse de kökllü bir akım olmak durumuna gelememiÅŸtir. Kübizmin dayandığı prensipler sırasıyla ÅŸunlardır : 1. Kübizmin, empresyonizme karşısı tepkisi :Empresyonizm, konunun belli bir ışık altındaki görünüÂşünü, yani doÄŸrudan doÄŸruya kendisini deÄŸil de yarattığı duÂyumları saptamaya çalışan bir sanat metodudur.Kübizme göre empresyonizm, duyumların, yani sürekli olÂmayan, gelip geçici ÅŸeylerin tasviridir. Kübizm ise, sürekli olan ve deÄŸiÅŸmeyen özün, tasvirine çaba göstermektedir. EÅŸyanın dış görünüşüyle birlikte özünün de gösterilmesi gerektir. ÖrÂmeÄŸin insanın yalnız dış görünüşünü ele almak, onu, sadece bir madde olarak düşünmek olur. Halbuki, o, birtakım fikirlerin ve duyumların da sahibidir. Sanat onun bu tarafını da gösÂtermek zorundadır. O halde olaylarla duyguları birbirinden ayÂrı olarak düşünmek doÄŸru deÄŸildir. Objeyi, yani konuyu bir bütün (kül) halinde tutmak gerektir.ÖrneÄŸin «Ressam, balkonda bulunan, fakat içeriden göÂrülen bir adamm resmini yapmak istediÄŸi zaman, sahneyi penÂcereden görülen kısma inhisar ettirmeyecek; bilâkis balkonÂdaki adamın sokaÄŸa ait bütün duyumlarını da aynı tablonun içerisine yerleÅŸtirecektir.» Bu, ÅŸu demektir : Hayat, büyük bir olaydır. însan bu olaÂyın içinde birçok ÅŸeyi hep birden görmekte ve yaÅŸamaktadır. O da bu büyük olayın içinde olanlardan biridir. Åžu halde balÂkondaki adamı, seyrettiklerinden ayrı olarak düşünemeyiz. Bu adam balkondan, geçen trenleri, otomobilleri, koÅŸan-duran insanları, caddeleri, damları,bacaları görmüş; fabrikalaÂrın düdüklerini iÅŸitmiÅŸtir. Hattâ balkondaki adam o anda vüÂcudunu bile unutmuÅŸ, seyrettiklerinin içine düşmüş, ya da onÂların arkasından koÅŸmaktadır. Åžimdi nasıl olur da sanatçı, bu adamı, sadece içeriden gördüğü kısmıyla eserine geçirebilir? Halbuki o anda. bu adamın kafasında bir fabrikanın diÅŸlisi, bir otomobilin direksiyon simidi dönmekte; beyninde bir cadÂde akmaktadır. Peki, bütün bunları ne yapacağız? Sanatçı olarak bunlara dokunmayacak mıyız? Bunlarsız bir adam neÂdir?Bütün bunları sorup düşünen kübizmin sanatçısı, insanı dış görünüşü ve duyumlanyla birlikte bir bütün halinde geoÂmetrik ÅŸekillere baÄŸlayarak sanata getiriyor. Bir ressamın tabÂlosunda insan, camdan yapılmış içindekileri gösteren bir varÂlık olarak düşünülüyor ve içinde ne varsa ortaya konuyor.İşte bu düşüncelerle kübizm, empresyonizmin sadece duÂyumları tasvir etmesini tenkid etmiÅŸ, konuyu içi ve diÅŸiyle birÂlikte bir bütün 'halinde iÅŸlemeye çalışmıştır. 2. Kübizmin güttüğü metod :Önce manzara veya olayın geçtiÄŸi yer, ana parçalarına ayÂrılır, sonra bu parçalar sanatçının kiÅŸisel görüşüne göre yeniÂden birleÅŸtirilir. Böylece ÅŸeyin tümü, aslındaki gibi deÄŸil, saÂnatçının duyumlarına göre geometrik bir karakter içinde ÅŸeÂkil alır. EÄŸer ÅŸey, yani konu, tabiattaki ÅŸekliyle sanata girse, sanatçının rolü kalmaz. Onun için, önce analiz yardımıyla koÂnu olan ÅŸeyin parçaları tanınacak, ondan sonra da sentezle o ÅŸey, sanatçının isteÄŸine göre yeniden meydana gelecektir.Kübizmde XX. Yüz yıl baÅŸlarındaki toplumlarda görülen sosyal gerginlik ve dengesizliklerin etkilerini bulmak mümÂkündür.Bu metod edebiyatta da kullanılmış, ÅŸairler de ÅŸiirlerinde, analiz-sentez metodu ile mısralar sıralamış, peyzajı ve hayatın sahnesini kendi kiÅŸisel görüşlerine göre anlatmaya çalışmışlardır. Â
1907 den 1914 e süren Kübizmin kuruluÅŸ devÂresinde bu akımın önderleri Pablo Picasso, Georges Braque, Juan Gris ve Fernand Leger idi. Kübizm de baÅŸlangıçta, Empresyonizm gibi alaya alınmış, anlaşılmamıştı. "Küb", "Kübik" isimleri bu akıma alay olsun diye takılmış, ama gerek eleÅŸtirmeciler, gerekÂse ressamların kendilerince uygun görülerek kabul edilmiÅŸti.
Kübizmi Empresyonizmin doÄŸrudan doÄŸruya bir tepkisi olarak incelemek gerektir. Empresyonizm, tabÂlonun desen arkitektüral yapısını bir yana atarak, sadece atmosfer oyunlarını, güneÅŸ ve gölge cilvelerini resmetmek istemiÅŸ, form-biçim güzelliÄŸine yer vermemiÅŸti. Bir bakıma, yalnız hava oyunlarına daÂyanan estetiÄŸi formların sertliÄŸini de ele almasına enÂgel oluyordu.
Kübistler ise renk oyunlarını, akislerini, güneÅŸ ışığının tabiat içinde uyandırdığı pırıltıları bir yana atarak eÅŸyaların geometrik yapısını ön plâna aldıÂlar.Ancak bu alış, hiç de gerçekçi deÄŸildi. EÅŸyalaÂrın -objelerin- boÅŸluk içinde kapladıkları yeri iyice belirtmek için onları parçalıyor, türlü cephelerinden göstermek istiyorlardı. Bu tutum, eÅŸyanın ağırlığıÂnı kıymetlendirmek amacı ile o eÅŸyayı parçalamak, ama parçaladıktan sonra resim sanatının araçları ile yeniden yapmak, "inÅŸa" etmek demekti.
Cezanne'ın ve Seurat'nın geometri alanındaki araÅŸtırmaları, özellikle Afrika'nın zenci heykelleri Kübist'lere örnek olmuÅŸtu. Zenci heykelleri geniÅŸ, yonÂtulmamış, törpülenmemiÅŸ etkisini uyandıran kaba, düz plânları ile Kübizm temellerine uygun bir plâsÂtik yapıda idiler.
Kübizm'in büyük önderi Picasso çekici bir kiÅŸiÂliÄŸe sahipti. 1881 de İspanya'da, MalaÄŸa ÅŸehrinde doÄŸmuÅŸ, on, on iki yaÅŸlarında iken yetiÅŸkin ressamÂları ÅŸaşırtacak ustalıkta yaÄŸlı boya resimler yapmaÂya baÅŸlamıştı. 1900 de Paris'e geldiÄŸinde, Van Gogh'un, Toulouse-Lautrec'ın eserlerini beÄŸenmiÅŸti. 1901 ile 1904 arasında meydana getirdiÄŸi "mavi devre" tabÂlolarında Toulouse-Lautrec'ın etkileri görünür. 1905 ile 1906 arası süren "pembe devre" sinde, yirmi beÅŸ yaşındaki genç ressamda, Uzak Åžark ve özellikle JaÂpon ressamlarından etkiler sezilir.Ama bu romantik devreler uzun sürmeyecekti.
Empresyonizm, Fovizm sönmüşlerdi ve Picasso, yepÂyeni bir sanat dünyasının, sanata yeni bir cam vereÂcek taze, dinamik bir akımın zamanı geldiÄŸini seziÂyordu.Georges Braque, Kübizm'in ortaya atılışında Picasso'nun en deÄŸerli yardımcısı oldu. O kadar ki, KüÂbizm'in Picasso'dan fazla Braque'ın eseri olduÄŸu söyÂlenir.Picasso, Braque ve onlara katılan Polonya asılÂlı ÅŸair Apollinaire, ÅŸair Max Jacob, Derain, Juan Gris, Van Dongen, o sıralarda Montmartre'da, "Çamaşırhane-Gemi" adı verilen tahta bir binada toplanmışlarÂdı. Guillaume Apollinaire, Kübizmi aydın çevrelere tanıtmak, bu akımın teorilerini düzenlemek ödevini üzerine almıştı.Az zaman içinde Kübizmin ana prensipleri beÂlirmeye baÅŸlamıştı.
Kübizm, tabiatın, yepyeni bir açıdan ele alınmış bir yorumu idi. Soyut deÄŸildi, norÂmal biçimlerle ilgisini kesmemiÅŸti. Ama onları serÂbestçe parçalıyor, geometrik bir düzen, daha doÄŸruÂsu her tabloya, her konuya göre deÄŸiÅŸen düzenler içinde dağıtıyor, derliyordu.Kübizm konuya önem vermiyordu. O kadar ki, ilk Kübist tablolar hep aynı temaların, aynı konulaÂrın tekrarı gibi idi: Masa üstünde gitara ve mandoÂlin, gazete parçaları, pipo, tütün paketi, yemiÅŸ ve yemiÅŸlik, yada palyaçolar, arlökenler. Bu dar çerçeveÂli konu repertuarı içinde Kübistler, daha fazla gri renklerin egemen olduÄŸu sınırlı bir paletle biçim oyunlarına giriÅŸmiÅŸler, tabiatın, öncelikle cansız taÂbiatın yepyeni bir sentezini kurmaya baÅŸlamışlardı.Picasso ÅŸaşılacak bir el ustalığına sahipti. Bir teknik, bir tarz, bir görüş içine sığamıyor, boyuna deÂÄŸiÅŸiyor ve dünya sanatından seve seve, bile bile alÂdıklarını kendinde birleÅŸtiriyordu. Picasso'yu yalnız bir Kübist olarak ele almamak gerekir. O, aynı zaÂmanda, dramatik ifadeli bir ekspresyonisttir de. NiÂtekim, İspanya iç savaşı sırasında meydana getirdiÂÄŸi büyük kompozisyonlar, hele ünlü "Guernica" sı onu, insan dramı ile yakından ilgili bir sanatçı olaÂrak dünyaya empoze etmiÅŸti.
Picasso ve Braque'ın araÅŸtırmaları Kübist çerÂçeveyi gitgide geniÅŸletti. Bu akıma katılanlar, baÅŸta İspanyol Juan Gris ve Fernand Leger olmak üzere resim plânında olduÄŸu kadar, bütün süsleme sanatÂlarında da etkilerini gösterdiler. Kübizmin mimarlık sanatına da yayılması üstünde de durmak gerekir. Kübizm öncelikle bir "düzey sanatı" dır. Tabloyu yalnız iki boyutu içinde ele aldığı, ışık-gölge oyunlarıÂnın yardımı ile "derinlik" duygusunu uyandırmaktan kaçındığı için mimarlık sanatının yeni biçimlere bürünmesinde rol oynamıştır. "Kübik mimarî" denilen üslûpların doÄŸrudan doÄŸruya Kübizmin bir sonucu olduÄŸuna şüphe yoktur.
Kübizmin çeÅŸitli akislerini süsleme sanatlarında da görüyoruz. Mobilya desen ve biçimleri, halı, perde, döşemelik motifleri Kübizmden sonra çok deÄŸiÅŸÂti. O kadar ki, kimi estetikçi, Kübizmi doÄŸrudan doÄŸÂruya plâstik deÄŸil, "dekoratif" bezemeci bir akım olarak ele aldılar.Durmadan tarz deÄŸiÅŸtiren Picasso yanında Braque daha ağır, daha klâsik bir ressam. Kübizm prenÂsiplerine baÄŸlılığı onu, sanat hayatı boyunca kendiÂne çizdiÄŸi yoldan ayırmadı. Bir "Nature-morte" -canÂsız tabiat ressamı olarak yaÅŸadı. Bir masa üstüne, yada bir oda içine yerleÅŸtirilmiÅŸ çeÅŸitli eÅŸyayı bin bir kombinezon, istif tarzları içinde, çok zengin, gri renklerin egemen oldukları bir paletle canlandıran Braque, yalnız Kübizmin deÄŸil, çaÄŸdaÅŸ resmin büyük bir ustasıdır.Fernand Leger, Kübizmi, makine uygarlığı hizÂmetine verdi. Onun için bir piston, motor aksamı, bir fabrika bacası, lokomotif, otomobil, bisiklet, yada herhangi bir mekanik araç, aÄŸaç, bulut, güneÅŸ, daÄŸ, deniz gibi romantik konular kadar güzeldir ve anÂlamlıdır.
Teorik ve entelektüel Kübizm'in daha duygulu temsilcileri de oldu. Bunlar Kübizm'in geometrik yaÂpısına Empresyonizmin renk oyunlarını da katmak istediler. Roger de la Fresnaye ve Andre Lhote bu haÂreketin önderidir. Kübizmin ateÅŸli bir temsilcisi olan Andre Lhote genel olarak bu akımın kaçındığı inÂsan yüzünü, figürünü, hattâ portreyi Kübist teknikle yeniden ihyaya çalıştı.
Pablo Ruiz Picasso (1881) - Georges Braque(1882-1963) - Juan Gris (1887-1927) - Fernand Leger (1881-1961) - Albert Gleizes (1881-1953) - Jean Met-zinger (1883-1951) - Roger de la Fresnaye (1885-1925) - Andre Lhote (1885-1962).






Bu Yaziyi Siteye Ekleyen Uyemiz
Adi: Zeus
Arkadasi: 34
Uyeye:
Popularite: 4549
Uye su an offline!