Akdeniz'de bir hayalet dolaşıyor
bir İtalyan neferinin hayaleti.
Sırtında düğmeleri koparılmış ceketi,
sırtında delik deşik, parça parça eti
ve terli şakaklarında kan.
Korkarak
boÅŸluÄŸa yuvarlanmaktan,
gündüz güneşe sarılıp
gece yıldızlara
dolaşıyor Akdeniz'de bağıra bağıra.
Tanıyorum onu ben.
O, sağlığında bir kaçaktı;
ve kurÅŸuna dizilmeseydi eÄŸer
daha yıllarca yaşayacaktı.
Tanıyorum onu ben.
O kaçtı Aduva'da cepheden,
kaçtı yangından kaçan bir hayvan gibi.
Kaçtı ne bir fikir
ne bir dâva
ne bir hak için.
Kaçtı sadece, ölmemek
yaşamak için.
Ölümü bilmiyordu.
Ne Hamlet'i okumuÅŸtu, ne Dante'den bir ÅŸiir.
Ve yoktu en ufak fikri
kitapların muamması ölüme dair.
KurÅŸuna dizilirken
birdenbire aklına gelen
bir düğün duası okuyordu.
O, ölümden değil
ölmekten korkuyordu.
Her şeyden üstün
her şeyden önce
yaÅŸamak istiyordu sadece.
Kadınlı
kadınsız,
tok
aç,
herhangi bir ağaç
bir kuÅŸ
bir bulut
bir balık,
bir bardak su
bir avuç toprak
gibi yaÅŸamak...
Ve bu ölmemek
sadece yaşamak isteyen kaçak
bir sabah bir çiçek
bir dalda açarken
dizildi kurÅŸuna.
                       (1937/Yedi Gün, 9.6.1937)


Akdeniz'de DolaÅŸan Hayalet



Bu Yaziyi Siteye Ekleyen Uyemiz
Adi: adım
Arkadasi: 5
Uyeye:
Popularite: 1968
Uye su an offline!