Altkultur.Net

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Apr 21st

Son Guncelleme08:18:06 AM GMT

Nerdesin: Eski Toplumlar Hümanizm - Rönesans

Hümanizm - Rönesans

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Hümanizm - Rönesans

"Hümanizm ve "Rönesans" kavramlarının içinde XV. Yüzyılda İtalya'da doğan
ve oradan Avrupaya yayılan yeni bir anlayışlar bütünü ve yeni eğilimler birliği
söz konusudur.
Ortaçağ'ın yaşam, düşünce, din, ve sanat sorunlarını kendine özgü bir anlayışla
ele alma ve işleme yöntemi vardır. Edebiyat ve sanat, dinsel ve ahlaki ölçütlere yö-
neliktir. İnsan en çok yaradılış ve yok oluş kavramları içinde ele alınıyordu. He-
men hemen her şey yalnızca Hırıstiyanlığın amaçlarına uygun, ahlaki bir yaşantı-
nın koşullarını gerçekleştirme amacıyla değerlendiriliyordu.
Rönesans, elbette düşüncenin bu dar sınırlandırılışınıani bir şekilde yıkmışdeğil-
dir. Gerçekçiliğin getirdiği güçlü bir akım, kalıplaşmış düşünce biçimine karşı
tepkiye yolaçmış, dinle olduğu gibi dünya ile de, ahlak ve metafizikle olduğu gibi,
bunların dışındaki kavramlarla da ilgilenme eğilimini ortaya çıkarmıştır.

1. İtalyan Hümanizmi

İtalya'da XV. yüzyıl, herşeyden önce, bireyciliğin kendine özgü eylem kuralını
koyduğu töre dışı davranışlar yüzyılıdır. Bu yüzyılda aklın düzeni, gücü ve es-
nekliğinin zaferi hazırlandı. Dogmatik etkiden kurtulan insan yeni ufuklar aradı
ve Batıkültürünün iki etkin kaynağına yöneldi. Bunlar Yunan ve Roma kaynakla-
rıydı.

Eski edebiyat tutkusunun sonuçları neler olmuştur?

Eski edebiyat sevgisi, yazarları, bütün elyazmalarını araştırmaya yöneltti. Röne-
sans insanları bu elyazmalarını iyi anlamak için eski dili öğrenmeye koyuldular.
Metinleri ilk arılıkları içinde yeniden yazmaya çalıştılar. Böylece Rönesans içinde
iki farklı hareket ortaya çıktı. Biri eleştiriye, düzeltilmiş metinlerin ve yorumların
yayımlanmasına yönelikti. Diğeri ise edebiyat ürünlerini yaratma amacı güdü-
yordu.

XIV. yüzyılda İtalyada yeni düşünce biçimi nasıl gelişmiştir?

XIV. yüzyılla birlikte, yeni düşünce biçimi ilk kez İtalya'da ortaya çıktı. Bu ülkede,
Ortaçağ anlayışının son temsilcisi Dante'dir. Dante'nin ünlü eseri ilahi Komed-
ya'sındaki Beatrice'i, sevilmiş ve bu yüzden övgüler düzülmüş bir kadın değil,
ozanı Tanrıya götüren bir üstün varlıktır. Sonraki kuşaktan Petrarca (1304-1374)
Rönesans yazarıdır. Esenlendiği güzellik gerçektir ve insanla ilgilidir. Çağdaşı
Boccaccio, çağın toplumunu yansıtan "İl Decamerone" adlı eserinde İtalyan Röne-
sansının niteliklerinden biri olduğunu ahlak dışıyönelimin (amoralizmin) bir tas-
virini verir.

XV. yüzyıl İtalyan Hümanizminin sonuçları neler olmuştur?

XV. yüzyılla birlikte İtalyan Hümanizmi doruğuna ulaşmıştır. Eskiçağ'ın büyük
ekolleri örnek alınarak Floransa'da, Rucellai'ler Eflatuncu Akademisi'ni kurmuş-
lardır. Lorenzo Valla, Yunan metinlerini incelemişve klasik flolojinin ilk verilerini
ortaya koymuştur. İstanbul'un Osmanlıların eline geçmesi üzerine İstanbul'dan
kaçan Bizanslı bilginler Floransa'ya sığındılar. Bunlardan Gemistos Plethon, Batı-
da henüz bilinmeyen Eflatun'un "Diyaloglar"ını getirdi. Floransa şansölyesi Pog-
gio (1380-1459) Lucretius'un "De Nature Rerum" (Doğa Üstüne) adlıeserini ve Ho-
ratius'un od'larını (lirik şiir) buldu. Ayrıca bir Floransa tarihi ve olağanüstü ser-
bestlikle fıkralar yazdı. Lorenzo İl Magnifico'nun lalası Angelo Poliziano, "Orfeo"
ve "Stanze" adlı eserlerinde Yunanlıları örnek aldı. Mediciler'in koruyuculuğuna
giren Pico della Mirandola bütünüyle felsefi olarak Hırıstiyanlık, Eflatunculuk İs-
kenderiyecilik ve Doğu anlayışlarınıuzlaştırma çabasına girdi. Kilisenin şimşekle-
rini üzerine çekerek Fransa'ya kaçmak zorunda kaldı. Eflatuncu felsefeyi benimse-
yen Marsilio Ficino Eflatun'dan, Plodinos'dan İambilikhos'dan ilk çevirileri yaptı.
Aristoteles ile Eflatun'u uzlaştırdığını iddia etmeye başladı. Nihayet, Pietro Pom-
ponazzi, Aristoteles'in eserlerini özgür bir biçimde inceleyerek ruhun ahlaksızlığı-
nı reddetme cesaretini gösterdi ve ataizme yakın bir öğreti önerdi. Leon Battista
Alberti, insan üstüne edinilen bilgilerin bir sentezini yaparak Leonardo da Vin-
ci'nin yolunu açtı. Bütün yeni eserler için Gutenberg'in keşfettiği ya da en azından
geliştirdiği basımevi olağanüstü bir araç oldu. Venedik'e yerleşen Aldolar ilk Yu-
nan metinlerini bastı.
XV. yüzyıl hümanistlerinin araştırmaları, düşüncenin yeni yönelimi, Leonardo da
Vinci (1452-1519)'nin kişiliğinde tam bir yansımasını buldu. Bu dâhî, çeşitli yüzle-
rin biçimi ve yapısında duygu dünyasınıkeşfetti. Bilgisinin evrenselliği ve çalışma
gücü ona aynı zamanda astronom, jeolog, biyolog, anatomici, mimar, düşünür,
ozan ve ressam olma imkanı verdi. Leonardo, evreni canlı bir varlık gibi duymuş
ve bir bakışta bu evrenin yasalarını yakalamıştır. Daha sonra yasaların keşfinden
uygulamalarına geçmiştir. "Cornet"lerinde, zamanımızda sadece maddi olarak
gerçekliğini sürdüren sayısız düşünce bırakmıştır. Birşey bulmak, onun yaşama
nedenlerinden biriydi. O, yaşamanın anlamak olduğunu söylüyordu. Sanat ve
edebiyatın bu eşsiz gelişimi Lorenzo il Magnifico (1448-1492)'nun kişiliğinde ko-
ruyucusunu bulmuştur. Lorenzo, ayrıca Toscana halk türküleri biçiminde güzel
şarkılar da bırakmıştır.

İtalyan Savaşlarının İtalyan düşüncesine etkisi ne olmuştur?

XVI. yüzyılda İtalya Savaşlarıile birlikte İtalyan düşüncesi gücünü yitirdi, devrin
siyasi ve dini kargaşasının etkisinde kaldı. Bir yandan çağın felaketleri, yazarları,
bir düş edebiyatına doğru sürüklerken öte yandan bu felaketlerin tasarımı tarihçi
ve düşünürleri çağlarının gerçeklerini anlama çabasına itiyordu.
Eski İtalya'da daima gözde olan bu düşedebiyatı, bu yiğitlik hikayeleri Ariosto ile
yeni bir canlılık kazandı. Ludovico Ariosto, bir süre sonra edebiyat ve şiiri incele-
meye koyuldu. Boiardo'nun XV. yüzyılda izlediği bir konuyu yeniden ele alarak
Ariosto, "Orlando Frioso" (1516) adlı eserini yazdı. Bu eser savaş başarılarıyla aşk
hikayelerinin birbirine girdiği tarihi bir romandır. Romancı, Petrarca ve Boccac-
cio'dan esinlenmiş, Eskiçağ'ın etkisi altında kalmıştı.
Ariosto'nun eseri, XVI. yüzyıl İtalyan edebiyatınıderin bir şekilde etkiledi. Yarat-
tığı değerler tartışıldı. Diğer klasiklerle karşılaştırıldı. Tasso, belli bir ölçüde Ari-
osto'nun halefi oldu. Bu yazar, eski destanları yaratma düşü içindeydi ve Home-
ros, Vergilius ve Hırıstiyanlık şiirlerini yeni bir eserde toplamak istiyordu. "Amin-
ta"yıve "Gerusalemme Liberata"yıyazdı. Eserlerine dini bir tema vererek karşıre-
formcu düşünce izlerine, devrinin gereklerine uymuştu. Tasso, kutsal şeylere din-
sizliği karıştırmakla suçlandı.
İtalyada edebiyat alanında Rönesans Tasso ile amacına ulaştı. Duygu ve ifade öz-
gürlüğü Trento Konsili tarafından yenilenen dini düşüncenin saldırıları altın-
da kayboldu. Roma uzlaşmazlığı ve İspanyol Tiranlığının hakim olduğu yeni bir
devir açıldı.

Machiavelli'nin sunduğu düşünce yapısı nedir?

Diğer önemli bir kişilik de Machiavelli (1467-1527)idi. İtalyada güçlü bir devlet
düşü içinde, zeki ve cesaretli Cesare Borgia'nın hizmetine girdi. Medicilerin dönü-
şü üzerine resmi görevinden çekilen Machiavelli, zamanını"İl Principe" adlıeseri-
ni yazmaya verdi. Yazarın amacı İtalyan birliğini gerçekleştirmekti. Geçmiş olay-
ların soğukkanlıve nesnel olarak incelenmesi onu, insanlarıolduklarıgibi ele alan
tüm tedirginliklerinden arınmış bir hükümdarın bu birliği kurabileceği düşünce-
sine götürdü. Koyu milliyetçiliği ve hümanizmi, onda tüm ahlaki duyguları yo-
ketti. "Discorsi Sopra la Prima Decca di Tito Livio" (Tito Livio Üstüne Söylevler)
adlıkitabında küçük ölçüde de olsa aynıilkeleri işler. Machiavelli, her yerde birey-
sel istekle biçimlenen her şeyi devlet uğruna feda etme gerekliliğini bulur. Zaman
ve koşullara göre yazarın düşüncesi bir devlet sosyalizmine veya anarşik bir bi-
reyciliğe varır.
Her tür önyargıyı kenara atarak kişisel yararın üstünlüğünü bildiren Guicciardi-
ni, belki de daha çok Machiavelli'ci idi. "Storia d'İtalia" adlıeserini tam bir tarafsız-
lıkla yazacak ve ülkesinin gerilemesinde kaygısız kalabilecektir. Daima uyanık

gözlemleri ve tarafsızlığıyla Guicciardini, bilimsel düşünceyle aynı kurallardan
esinlenir. Gerçekten, hümanizm ; insanı, dünyanın merkezine çekinmeden yerleş-
tirip, eleştirici akıl kurallarını getirerek fiziksel gerçeklerin incelenmesine ve dün-
yanın akılcı yapısının işlenmesine elverişli koşulları doğurmuştur.

Tıp alanındaki gelişme nasıl olmuştur?

Bu dönemde, edebiyat ve sanat alanındaki gelişmeye güçlü bir bilim hareketi eşlik
etti. İtalyanların ilgisini özellikle tıp çekmiştir. İlk kez hastalık belirtilerini doğru
bir şekilde tasvir eden ve bunları sınıflandıran İtalyanlar oldu. Frengi tesbit edildi
ve epidemioloji alanında yeni bir çığır açıldı. anatomi ve cerrahi Floransalı Anto-
noi Benivieni, Colombo ve Cesalpini ile büyük bir gelişim gösterdi. Benivieni, pa-
tolojik anatomiyi kurdu. Bu arada organların anatomosi incelendi ve otopsilerin
sonuçları saptandı.
Matematik ve astronomi alanında İtalyada Galilei'ye kadar gerçek bir bilgin çık-
madı. Hümanist düşüncenin mirasçısıolan Galilei, Leonardo da Vinci'nin bilimde,
Machiavelli'nin tarihte yaptığı gibi olayların dolaysız gözleminden hareket etti.
Matematikçi, fizikçi ve astronom olan bu bilgin, Venedik'in verdiği özgürlükten
yararlanarak dinamik ve astronomi çalışmalarını yayımladı. Aristoteles'i redde-
derek Kopernik'in kuramlarını destekledi ve bu yüzden din bilginlerinin muhale-
fetiyle karşılaştı. Engizisyon mahkemesi önüne çıktı ve yerin güneş çevresinde
döndüğünü bildirdiği "Dialogo Soprai due Massimi Sistemi del Mondo, Ptolomai-
co e Copernico" (İki Büyük Yer Sistemi, Ptolemaios ve Kopernik Sistemleri Üstüne
Konuşmalar) adlı eserinde bulunan hatalardan vazgeçmek zorunda kaldı.

2. İtalyan Rönesansı

İtalya'da bilginler gibi şair ve düşünürler İlkçağekolünü örnek almış, mimar, hey-
keltraş ve ressamlar İlkçağ anıtlarının kalıntıları üstüne eğilmişti.
Gotik üslubun vardığı aşırılık ve abartmaların yerini, Rönesans eserlerinde sade-
lik ve arılık aldı. Başka ülkelerde olduğu gibi burada da XV. ve XVI. yüzyıl insanla-
rı artık geçmişten kopma bilincine varmıştı.

Floransa'da Rönesansa ilişkin gelişmeler nedir?

Floransa, hümanizmin beşiği olmuştu. Ayrıca sanatların da merkezi durumuna
gelmişti. Brunelleschi (1377-1446) mimari mantığa uygun yeni anlayışı hissedilir
hale ilk getiren ustadır. San Lorenzo da İlkçağ mimarisinin anlamını yeniden bul-
du. Mimari kuramcı Leon Battista Alberti (1404-1472), Rimini'de Malatestiano Ta-
pınağı'nda ve Napoli'de Alphonse d'Aragon Zafer Anıtı'nda, Rönesans sanatına
kesin biçimini verdi.
Kişiliği ve iç dramıyla Michelangelo, Rönesans sanatına son biçimini verdi. Eser-
lerinde üzüntülü karşıtlıklarla dolu yaşamının panteizmini yansıttı. Giovanni Bo-
logna ile Rönesans heykelciliği son ereslerini getirdi. Rönesans sanatıbiçim tutku-
suyla heykel ve resmin sıkı bir dayanışma yapmasını sağladı.
XV. yüzyılın ilk yarısında gerçekten orijinal bir düşünceye varabilmek için başka
yerlere de bakmak gerekiyordu. Bu bakımdan Pablo Uccello kendine özgü düşün-
cesi olan ressamlardan biri idi.
Botticelli sadece ressam değil, ayrıca ilkçağmitolojisi ile dolu Hırıstiyan simgecili-
ği ile payen simgeciliği arasında kalmış bir hümanistti.
Floransa yanında Padova ve Ombria'da başka ekoller gelişti. Leonardo da Vinci,
Rafaello ve Michelangelo ile resim sanatı yeni bir devre, Rönesans'ın en parlak
devrine girdi. Adriyatik'e özgü ışık oyunlarınıverme arzusu ve doğuya yönelmiş
tüccar şehrinin bolluğunun esinlendirdiği yeni bir Rönesans Venedik'ten çıkmıştı.
Rönesans, Bellini ve Vittore Carpaccio ile Venedik'de doğdu. Bu sanatçılar Vene-
dik bayramlarının çekiciliğini ve parlaklığını vermek çabasında idiler. Bunların
halefleri Giorgone, Lorenzo Lotto ve Palma Vecchio nefse ilişkin ve parıltılıresim-
lerinde Venedik ekolünün üç büyük ustasının, Tziano, Tintoretto ve Veronese'in
öncüleridir.Tintoretto, İtalyan Rönesansının son temsilcisi ve XVII. yüzyıl resim
sanatının biçim öncüsüdür.

3. Fransız Hümanizmi

Fransız Rönesansı, gerçekte İtalyan uygarlığı ile uzun bir ilişki sonucunda doğ-
muştur. 1494'de İtalyan Savaşlarısırasında Fransızlar hümanizmin yeni güzellik-
lerini tanıdılar. Nitekim XV. Yüzyılın başından beri Floransa, yeni bir edebiyat ve
sanata sahipken Paris iç savaşların dehşetini yaşıyordu. Fransa ancak Louis XI, ile
huzura kavuşabilmiş, hümanizmin tohumları da bu hükümdarın saltanatı sıra-
sında atılabilmişti.

Hümanizmin gelişimi nasıl olmuştur?

Humanizm, oluşumunu herşeyden önce matbaa makinesinin yaygınlaşmasına
borçludur. Jean de la Pierre ve Guillaune Fichet, 1470'de matbaa makinesini Fran-
sa'ya getirince Yunan ve Latin metinlerini basma imkanıdoğdu. Ortaçağda edebi-
yat öğretimi yapılmaz, sanat fakültesi öğrencileri Homeros, Eflatun, Cicero ve Ho-
ratius'u tanımazken, Rönesans ustalarıklasikleri incelemeye başladı. Önce metin-
leri açıkça anlaşılır hale getirmeye çalışan bu ustalar sonradan öğretmenler yo-
rumlamaya ve açıklamaya koyuldular. Bir süre sonra İtalya'dan gelen hocalar me-
tinlerin Yunan baskılarını da birlikte getirdiler ve Fransa'da Yunan İlkçağı zevki-
nin doğmasına yardımcıoldular. Artık İtalyanların özellikle Erasmus'un etkisiyle
Fransa hümanizme yönelmişti. Jacques Lefèvre d'Etaples İncil'i eleştirel bir yön-

temle açıklamaya girişti ve böylece ilk Fransız reformcu akımını kurdu. Fransa'da
Yunan ve Roma uygarlıklarını tanıma tutkusuna düşen aydın bir kesim oluştu.
François I'in tahta çıkışı ile de hümanizm doruğuna ulaştı. İlkçağla ilgili herşeye
merak saran bu kral, klasik yazarların eserlerini yayımlattı, College de France'ı
kurdu. Bu okulda ; Yunanca, Latince, İbranice ve Matematik okutulmaya başlandı.
Kralı örnek alan senyörler ve şehirler de hümanizmi korudu.
XVI. yüzyılın ilk yarısında iki önemli isim Rabelais ve Montaigne'dir. Bu iki sanatçı
Fransız düşüncesinin farklıiki görünüşünü yansıttılar. Rabelais, Rönesans başlan-
gıcının adamıydı. Montaigne ise bir din savaşçısı, insan mizacına pek güvenmeyen
kanılarında pek emin olmayan, ihtiyat ve bilgelikle yoğrulmuşbir yazardı. İtalyan
uygarlığıve kamu yaşamıile olan ilişki Montaigne'i yumuşattı. Başlangıçtaki Stoa-
cılık daha esnek, daha kendine özgü bir bilgeliğe yerini bıraktı.

4. Fransız Rönesansı

Fransız Rönesansıİtalyan düşüncesinden hareket ederek edebiyat ve sanat alanın-
da özgün eserler verdi.Düşünce alanında Fransa Gotik anlayışla Rönesans anlayışı
arasında bölünmüştü. İtalyan anlayışı yavaş yavaş zafere ulaştı ve kısa süre sonra
yerini Fransız anlayışına bıraktı.
Fransa'da Rönesans, önce yaşama biçiminin genişlemesiyle belirgin hale geldi. Sa-
vaşgerekleri ve baskısından kurtulan sivil mimari askeri ögeleri bir yana itti. Şato-
lar en iyi yerleşme yerleri oldu ve şehirler artık savunma duygusundan esinlenme-
yen sanat anıtlarıyla doldu.
Rönesans mimarisi ancak Henry II devrinden başlayarak zafere ulaştı. Bu devri,
Pierre Lescot, Philibert de l'Orme ve Jean Bullant gibi üç büyük sanatçı temsil etti.
Tıpkı mimari gibi heykeltraşlık da Fransız geleneği ile İtalyan geleneği arasındaki
bu etki savaşını yansıtır. Bunda hiç kuşkusuz İtalyan Savaşlarının payı olmuştur.
Resim sanatı, mimari ve heykeltraşlığa oranla daha sönük kalmıştır. XV. yüzyıl us-
taları Jean Fouquet ve Avignon Okulu henüz Ortaçağ geleneğine bağlıydı. Röne-
sans ilkelerinin etkinliğini görmek için Fontainebleau Okulunu beklemek gereke-
cekti. Resimde Fransız rönesansı Clouet ile başladı.

5. Kuzey Ülkelerinde Hümanizm ve Rönesans

Avrupa'nın kuzey ülkelerinde Rönesans çok daha geç başladı ve İtalya ile Fransa
kadar bütünlük sağlayamadı. Bunun nedeni, yeni kültürün Latin ruhundan hare-
ket etmesi ve bu ülkelerde dinin düşünce eylemlerinin erkenden tekeline almışol-
masıydı. Almanya, Holonda ve İngiltere sıra ile Rönesans hareketine katıldılar.
Hümanizmin bütün Avrupa ülkelerine yayılmasını sağlayan baskı makinesi Al-
manya'da icat edildi.
İbraniceyi inceleyen ve Yahudi olmayan ilk bilim adamı Johannes Reuchlin bilgi-
lerinin evrenselliği ile hümanizm hareketinin başında yeraldı. Yahudi dili ve filo-
lojisi üstüne yorumlar getirdi. Bu bilginin reformcu eğilimi ve İbranice eserlerin
toplatılmasına karşın yaptığı bir protesto din çevrelerinin hakkında kovuşturma
açması ile sonuçlandı.
Kuzey ülkelerinin en büyük humanizm temsilcisi Erasmus oldu. Alaycıve liberal
kafalıolan Erasmus, araştırmalarında teolojik ve skolastik yöntemlerin sıkıntısıile
erkenden karşılaştı. Manastır hayatıonu Yunan ve Latin kültürünü incelemeye it-
ti. Erasmus'un dostu ve tilmizi İngiltere şansölyesi Thomas More'da düşünce öz-
gürlüğünün ve ilginç bir gözüpekliğin kanıtlarınıverdi. Düşüncesinin genişliğini
Eflatun'un "Devlet"i örneği üzerine kurulmuşve zamanın gereklerine uyarlanmış
olan "Ütopya" adlıeserinde ortaya koydu ve düşünce özgürlüğüne bağlılığıyaşa-
mına maloldu.
Kuzey ülkelerinde hümanizm, parlak bir başlangıçtan sonra dini çatışmalar ve
hükümdarların hoşgörüsüz davranışları ile engellendi. Bununla birlikte kültür
alanında Erasmus'un kitapları gibi temel eserler bıraktı. Ayrıca fen dalında getir-
dikleri ile İtalya ve Fransa'yıgeride bıraktı. Almanya, doğu bilimleri mineroloji ve
coğrafya alanında büyük çalışmalara sahne oldu. Polonya, modern astronomi ku-
rucusunu Micolaj Copernik'i (1473) yetiştirdi.
Buna karşılık sanat dalında rönesans, kuzey ülkelerinde güneye oranla daha zayıf
kaldı. Almanya bu yüzden XVI. yüzyılın sonuna kadar klasik mimariyi tanımadı.
Rönesans, Hollanda'da da Almanya'da olduğu gibi geç başladı.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy